<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eyvatan.Com vatan Millet Siir Sozler &#187; Kimdir</title>
	<atom:link href="http://www.eyvatan.com/millet/kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eyvatan.com</link>
	<description>Vatan Millet Sakarya</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Nov 2011 22:38:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>ORHAN KEMAL</title>
		<link>http://www.eyvatan.com/orhan-kemal/</link>
		<comments>http://www.eyvatan.com/orhan-kemal/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 02:13:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvatan.com/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[ORHAN KEMAL (15.09.1914 &#8211; 02.06.1970) ORHAN KEMAL, asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü (Adana 1914 &#8211; Sofya 1970) T.B.M.M. 1. dönem Kastamonu milletvekili (1920-1923) avukat Abdülkadir Kemali&#8217;nin oğlu. Babasının Ahali Fırkası&#8217;nı kurmasının (1930) ardından, gelişen olaylar sonucu ailesi Suriye&#8217;ye göç ettiği için ortaokul son sınıfta öğretimini bıraktı (yaşamının bu dönemini &#8220;Küçük Adamın Notları&#8221; başlığı altında yayımlamaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ORHAN KEMAL  (15.09.1914 &#8211; 02.06.1970)</p>
<p>ORHAN KEMAL, asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü (Adana 1914 &#8211; Sofya 1970) T.B.M.M. 1. dönem Kastamonu milletvekili (1920-1923) avukat Abdülkadir Kemali&#8217;nin oğlu. Babasının Ahali Fırkası&#8217;nı kurmasının (1930) ardından, gelişen olaylar sonucu ailesi Suriye&#8217;ye göç ettiği için ortaokul son sınıfta öğretimini bıraktı (yaşamının bu dönemini &#8220;Küçük Adamın Notları&#8221; başlığı altında yayımlamaya başladığı yaşamöyküsel romanı Baba Evi&#8217;nde (1949) konu edinmiştir). Bir süre sonra doğduğu kente dönerek pamuk fabrikalarında işçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, Verem Savaş Derneği&#8217;nde kâtiplik yaptı (yaşamının bu dönemi, Yugoslavya göçmeni bir ailenin işçi kızıyla evlenmesinin (1937) hikâyesi Avare Yıllar (1950), Cemile (1952) Dünya Evi (1960), Arkadaş Islıkları (1968) romanlarına konu olmuştur). Askerlik görevini yaparken ceza yasasının 94. maddesine aykırı davranıştan 5 yıl hapse mahkûm edildi (1939). Bursa cezaevinde bulunduğu sırada, burada tutuklu Nâzım Hikmet&#8217;le ilişkileri, toplumculuk anlayışı üzerinde etkili oldu (bu konuyla ilgili anıları Nâzım Hikmet&#8217;le Üç Buçuk Yıl (1956) kitabındadır.) 1951&#8242;de İstanbul&#8217;a geldikten sonra tefrika romanlar, kitaplar yayımlayarak yalnızca kalemiyle geçindi. Tedavi için gittiği Sofya&#8217;da öldü. Cenazesi yurda getirildi; mezarı İstanbul&#8217;dadır.<br />
<span id="more-264"></span><br />
Yapıtlarında güç yaşama koşulları içindeki küçük insanları, onların geçim sıkıntılarını canlandırır. Ancak sanat anlayışı yalnızca tanıklık etmeyi değil, halkın daha iyi bir yaşama ulaşmasına yardımcı olacak uyarıcı, yönlendirici bir gerçekçilik yolunu izlemiştir. İlk ürünleri 1930&#8242;larda kendi yaşam öyküsünden çizgilere dayanan bir çerçevede, Çukurova&#8217;da tarım ve fabrika işçilerinin sorunlarını işlemiş, daha sonra yaşamını sürdürdüğü İstanbul&#8217;da gurbetçilerin, kenar mahalle insanlarının, işçilerin dünyasını yansıtmıştır. Yaşamı geniş bir biçimde kapsayan yapıtı için cezaevi gözlemleri de malzeme olmuştur. Bu tür yapıtlardan 72. Koğuş (uzun öykü, 1954) oyun haline getirilerek AST (1967) ve Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu (1976) tarafından sahnelendi. AST&#8217;taki temsil sanatçıya Ankara Sanatsevenler Derneği&#8217;nin yılın en iyi oyun yazarı ödülünü kazandırdı. Konularını Çukurova çevresinden alan Vukuat Var (1959), Hanımın Çiftliği (1961), Kanlı Topraklar (1963), Kaçak (1970) romanları, toprak sahipleriyle tarım işçilerinin ilişkilerini, tarım kesiminde meydana gelen değişmelerin etkilerini, yoksul fabrika işçilerinin dünyasını ele alan bir dizi oluşturur. Murtaza (1952, Bekçi Murtaza adıyla Ulvi Uraz Tiyatrosu&#8217;nda sahnelendi 1969; Bekçi adıyla Ali Özgentürk tarafından filme alındı, 1986) fabrika çevresi konu edilirken körü körüne görev duygusuna bağlı kahramanın kişiliğini çözümler. Köyden kente nüfus göçü, gurbetçi-işçilerin Adana&#8217;daki güç yaşamı Bereketli Topraklar Üzerinde(1954) romanının eksenini oluşturur. Gurbet Kuşları (1962) bu konuyu işlemeyi gurbetçilerin İstanbul&#8217;daki yaşamından kesitler vererek sürdürür. Köylülerin, ırgatların, küçük elsanatlarıyla uğraşanların, küçük memurların vb. kaynaştığı bu yapıtlar yanında, kadınlarla genç kızlar ve çocukların serüvenlerini ele alan romanlar da özel bir yer tutar. Kenar mahallede yaşayan, kendi toplumsal konumundan daha geriye itilmiş ailedeki kadınlara ilgili El Kızı (1960), sinema ve eğlence dünyasında sömürülen kadınlarla ilgili Yalancı Dünya (1966), Sokaklardan Bir Kız (1968) bu çerçevedeki romanlarındandır. Suçlu (1957), Küçücük (1960), Sokakların Çocuğu (1963), gibi romanlarında, İstanbul&#8217;un yoksul çevrelerinde, çözülmüş aile yaşamlarının, eğitim bozukluklarının suça ittiği çocuklar ve onların ayakta kalabilme çabaları canlandırılır. Müfettişler Müfettişi (1966) ile onu izleyen Üç Kağıtçı (1969) taşradaki yönetici, memur çevresinin taşlamasıdır. Bunlar ve benzeri romanlarda hareketli olaylar, yer yer şive taklidinden yararlanan konuşmalarla sergilenen konular, yazarın 200 kadar öyküsünü de beslemiştir (Ekmek Kavgası, 1949; Kardeş Payı, Sait Faik Hikâye Armağanı, 1957; Önce Emek, ve Sait Faik Hikâye Armağanı ve TDK ödülü, 1968 vb.) 72. Koğuş, Murtaza gibi yapıtları yanında roman ve öykülerinden daha başka sahne uyarlamaları da yapıldı: Eskici Dükkanı (AST tarafından sahnelendi, 1969). Kardeş Payı (Ankara Mithat Paşa Tiyatrosu&#8217;nda sahnelendi, 1970-1971).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvatan.com/orhan-kemal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neyzen Tevfik</title>
		<link>http://www.eyvatan.com/neyzen-tevfik/</link>
		<comments>http://www.eyvatan.com/neyzen-tevfik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 02:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvatan.com/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Neyzen Tevfik (1879-1953) Türk, şair, neyzen. Kendine özgü yergileri ve yaşam biçimiyle adını duyurmuştur. 24 Mart 1879&#8242;da Bodrum&#8217;da doğdu, 28 Ocak 1953 &#8216;de İstanbul&#8217;da öldü. Babasının görevleri bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi&#8217;ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Neyzen Tevfik (1879-1953)</p>
<p>Türk, şair, neyzen. Kendine özgü yergileri ve yaşam biçimiyle adını duyurmuştur.</p>
<p>24 Mart 1879&#8242;da Bodrum&#8217;da doğdu, 28 Ocak 1953 &#8216;de İstanbul&#8217;da öldü. Babasının görevleri bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi&#8217;ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi&#8217;ne girdi. Daha sonra İstanbul&#8217;a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. 1902&#8242;de Bektaşi tarikatından nasip alarak Bektaşi dervişi oldu. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref&#8217;le ve Mehmet Akif&#8217;le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908&#8242;den sonra bir süre Mısır&#8217;da bulundu 1913&#8242;te İstanbul&#8217;a döndü.<br />
<span id="more-262"></span><br />
Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur.</p>
<p>Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Kimi eleştirmenleri göre bu türün Nef&#8217;î ve Eşref&#8217;ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. Ününün yaygınlaşmasında halk tarafından çok sevilmesinin de çok büyük payı vardır. Ancak oldukça eski bir dil kullanması nedeniyle güç anlaşılan ve biçimsel açıdan yetersiz kalan bu şiirleri pek kalıcı olmamıştır. Yergilerini genellikle siyasal ve dinsel baskıya, çıkarcılığa yöneltmiş, toplumdaki tüm haksızlıkları çekinmeden dile getirmiştir.</p>
<p>Yapıtlar (başlıca): Şiir Kitabı: Hiç, 1919; Azab-ı Mukaddes, 1949. Beste: Nihavent Saz Semaisi; Şehnazbuselik Saz Semaisi; Taksimler, taş plak. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvatan.com/neyzen-tevfik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Necip Fazıl Kısakürek</title>
		<link>http://www.eyvatan.com/necip-fazil-kisakurek/</link>
		<comments>http://www.eyvatan.com/necip-fazil-kisakurek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 02:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[kisa kürek biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvatan.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek (1901) Kendi ifadesiyle &#8220;Çemberlitaş&#8217;ta, Sultanahmet&#8217;e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta&#8221; doğmuştur (1904). Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji&#8217;nde okumuş ve orta öğrenimini Bahriye Mektebi&#8217;nde yapmıştır (1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal&#8217;den görmüş, ama asıl anlamda &#8220;edebiyat ve felsefeden riyaziyeye ve fiziğe kadar iç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Necip Fazıl Kısakürek (1901)</p>
<p>Kendi ifadesiyle &#8220;Çemberlitaş&#8217;ta, Sultanahmet&#8217;e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta&#8221; doğmuştur (1904). Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji&#8217;nde okumuş ve orta öğrenimini Bahriye Mektebi&#8217;nde yapmıştır (1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal&#8217;den görmüş, ama asıl anlamda &#8220;edebiyat ve felsefeden riyaziyeye ve fiziğe kadar iç ve dış bir çok ilimde derin ve mahrem mıntıkalara kadar nüfuz edebilmiş&#8221; dediği İbrahim Aşkî&#8217;nin etkisinde kalmıştır. İbrahim Aşkî, verdiği kitaplarla onun &#8220;deri üstü deri bir plânda da olsa&#8221; tasavvufla ilk temasını sağlamıştır. Kısakürek Bahriye Mektebi&#8217;nin &#8220;namzet ve harp sınıflarını bitirdikten sonra&#8221; Darülfünun Felsefe Bölümü&#8217;ne girmiş ve oradan mezun olmuştur (1921-1924). Felsefedeki en yakın arkadaşlarından biri Hasan Ali Yücel&#8217;dir. Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile bir yıl da Paris&#8217;te öğrenim yapmıştır (1924-1925). Yurda döndükten sonra Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında memurluk ve müfettişlik gibi görevlerde bulunmuş (1926-1939), Ankara&#8217;da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ile İstanbul&#8217;da Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde ders vermiştir (1939-1942). Daha gençlik yıllarında basınla ilişkiye gelen Kısakürek, bu tarihten sonra memurlukla ilişkisini kesmiş, yaşamını yazarlık ve dergicilikten kazanmaya başlamıştır.<br />
<span id="more-260"></span><br />
Necip Fazıl Kısakürek &#8220;uzun süren, fakat fikrîfaaliyetini ve yazı yazmasını engellemeyen bir hastalıktan sonra Erenköy&#8217;deki evinde ölmüş (25 Mayıs 1983), hadiseli bir cenaze merasiminden sonra Eyüp sırtlarındaki kabristana defnedilmiştir.</p>
<p>Necip Fazıl Sabır Taşı adlı oyunuyla 1947 yılında C.H.P. Piyes Yarışmacı Birincilik Ödülü&#8217;nü almıştır. Kısakürek&#8217;e doğumunun 75. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakanlığı&#8217;nca &#8220;Büyük Kültür Armağanı&#8221; (25 Maysı 1980) ve Türk Edebiyatı Vakfı&#8217;nca &#8220;Türkçenin Yaşayan En Büyük Şairi&#8221; ünvanını vermiştir.</p>
<p>Yazın Yaşamı</p>
<p>Kendi sözleriyle &#8220;büyükbabasından en küçük yaşlarda okuma yazma öğrenen&#8221; Kısakürek, daha çocukluğundan itibaren önce &#8220;Fransızların aşağı tabaka muharrirlerine ait tümen tümen tercümeler&#8221; olmak üzere oniki yaşına kadar &#8220;ölçüsüz, abur cubur bir okuma hastası&#8221; olmuştur. Şöyle yazmaktadır: &#8220;(Pol ve Virjini), (Graziyella), (La-dam-d-kamelya), (Zavallı Necdet) gibi hissîlik ve edebîlik iddiasındaki eserlere kadar tırmanan alâkam, nihayet hastalığa dönüşmüş, gecelerimi ve gündüzlerimi bir ağ sarmıştı&#8221;. Edebiyata böylesine bir okuma tutkusuyla giren Necip Fazıl, &#8220;şairliğinin on iki yaşında başladığını&#8221;, hastanede yatan annesini ziyarete gittiği sırada onun yanındaki yatakta yatan &#8220;veremli bir kızın şiir defterini&#8221; göstererek &#8220;senin şair olmanı ne kadar isterdim&#8221; dediğini belirterek, şunları eklemektedir: &#8220;Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetinin ta kendisi. Gözlerim, hastane odasının penceresinde savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı içimden kararı verdim; Şair olacağım! Ve oldum&#8221;.</p>
<p>Necip Fazıl&#8217;ın yayımlanan ilk şiir Örümcek Ağı adlı kitabına &#8220;Bir Mezar Taşı&#8221; başlığıyla alacağı &#8220;Kitabe&#8221; şiiridir ve 1 Temmuz 1923 tarihli Yeni Mecmua&#8217;da çıkmıştır. &#8220;benim de yerim bu el oldu yâhu/Gençlik bahçesinde sel oldu yâhu&#8221; dizeleriyle başlayan bu şiir dolayısıyla Ahmet Haşim&#8217;in &#8220;Çocuk Bu Sesi nerden buldun sen?&#8221; dediğini yazmaktadır Necip Fazıl anılarında. Kısakürek bu tarihten itibaren 1939 yılına kadar Yeni Mecmua, Milhi Mecmua, Anadolu, Hayat, Varlık gibi dergilerle Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla ününü genişletmiştir.</p>
<p>Necip Fazıl 1925 yılında Paris&#8217;ten yurda döndükten sonra, aralıklı şekilde ama uzun sürelerle Ankara&#8217;da kalmış, üçüncü gelişinde, bazı bankaların da desteğini sağlayarak 14 Mart 1936 tarihinde Ağaç adlı bir dergi çıkarmıştır. Yazarları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Mustafa Şekip Tunç&#8217;un da bulunduğu Ağaç, yeni kapanmış olan Yakup Kadri&#8217;nin sahipliğindeki kadro dergisinin Burhan Belge, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir ve İsmail Husrev Tökin gibi yazarlarının savunduğu ve dönemin etellektüellerini hayli etkilemiş bulunan materyalist ve marksizan düşüncelerine karşı spiritüalist ve idealist bir çizgi izlemeyi öngörmüştür. Ankara&#8217;da altı sayı çıkan Ağaç dergisini Kısakürek daha sonra İstanbul&#8217;a nakletmiş, ancak fazla okur bulamayan dergi 17&#8242;nci sayıda kapanmıştır.</p>
<p>Necip Fazıl, 1943 yılında bu kez, dinsel ve siyasal kimliği de olan Büyük Doğu adlı dergiyi çıkarmış, 1978 yılına kadar aralıklarla haftalık, günlük ve aylık olarak çıkardığı Büyük Doğu&#8217;da iktidarlara cephe almış, yazı ve yayınları yüzünden mahkemelere düşmüş, dergi birçok kez kapatılmıştır. Özellikle laikliğe karşı çıkan, Sultan Abbdülhamit&#8217;i savunan Necip Fazıl giderek İslamcı kesimin önderlerinden biri olmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, Ağaç&#8217;ta olduğu gibi Büyük Doğu&#8217;nun ilk sayılarında da yazar kadrosu haylı kozmopolittir. Bedri Rahmi&#8217;nin Sait Faik&#8217;e yeni edebiyatın bir çok imzası dergi sayfalarında görülmektedir.</p>
<p>Ancak, Necip Fazıl Büyük Doğu&#8217;yu özellikle dinsel bir kavga organı duruma getirdikçe bu yazarlar bir bir çekilmiştir sayfalardan. Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu&#8217;nun toplatılması üzerine Kasım-Aralık ayları arasında üç sayı çıkarabildiği Borazan diye bir siyasal mizah dergisi de çıkarmıştır.</p>
<p>Yapıtları</p>
<p>Şiir:<br />
Örümcek Ağı (1925),</p>
<p>Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932), Sonsuzluk Kervanı (1955), Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973), Çile (1974), Bu Yağmur.</p>
<p>Oyun:<br />
Tohum (1935), Bir Adam Yaratmak (1938), Künye (1940), Sabır Taşı (1940), Para (1942), Nami Diğer Parmaksız Salih (1949), Reis Bey (1964), Ahşap Konak (1964), Siyah Pelerinli Adam (1964), Ulu Hakan Abdülhamit (1965), Yunus Emre (1969).</p>
<p>Roman:<br />
Aynadaki Yalan (1980), Kafa Kağıdı (1984-Milliyet Gazetesinde Tevrika).</p>
<p>Öykü:<br />
Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil (1932), Ruh Burkuntularından Hikâyeler (1964), Hikâyelerim (1970).</p>
<p>Anı:<br />
Cinnet Mustatili (1955), Hac (1973), O ve Ben (1974), Bâbıâli (1975). </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvatan.com/necip-fazil-kisakurek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

